So long and thanks for all the fish (aka “Graduation”)

Graduation (Mezuniyet)

At last, I’ve succesfully completed my computer engineering undergrad. education which I started in September 2005 at Sakarya Üniversitesi.

Hi there! I came with a few changes…

Hi there my dear readers,

From now on, I’ll try to write my posts in English and they will mostly be about computer science and literature. I hope I can achieve this transformation as soon as possible and give a new original soul to my blog.

PS: I may delete some of my old posts because of their incompatibility with new concept. So, make sure you read them all :)

Git Magic

Bunu bir ara okuyalım evet…

http://www-cs-students.stanford.edu/%7Eblynn/gitmagic/book.pdf

Sona yaklaşırken

Bildiğiniz -yada bilmediğiniz- üzere 8 Mayıs 2009 itibariyle, 2005 yılında başladığım Sakarya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümündeki eğitimim sona erecek. Şu an elimde bu tarihe kadar yetiştirmem gereken -ve hakkında daha önceki girdilerde de kısa kısa bahsettiğim- bir bitirme projem var. Her ne kadar büyük çoğunluğunu bitirmiş olsam da birkaç eksiği hala mevcut. Bu aralar yoğun bir şekilde bahsettiğim bu projem üzerinde çalışıyorum. Bu sebeple bugünlerde epey bir meşgulum. Umuyorum ki 11 Mayıs tarihinde başlayacak finallerimden sonra vuku bulacak savunmamda herşeyiyle bitmiş ve güzel bir projeyi sevgili jürilere karşı savunabilirim. Bakalım…

Dostoevsky said that

If you want to be respected by others the great thing is to respect yourself. Only by that, only by self-respect will you compel others to respect you.

Yenilendik

Sonunda epeydir yapmayı planladığım Wordpress güncellemesini yapabildim. Bu sayede blog 2 sene önceki kurulumda kullandığım WP sürümden (unuttum tam versiyonunu şimdi ) en son WP sürümü olan 2.7.1′e terfi etmiş oldu. Epey birşey değişmiş gördüğüm kadarıyla yeni sürümde. Özellikle yönetim paneli eskisine nazaran çok daha kullanışlı bir hal almış.

Versiyon güncellemenin yanında siteye ait temayı da değiştirdim. O da ayrı bir güzel oldu şahsi kanaatimce. :)

Şimdilik bu kadar.

Buradayım…

Biraz ihmal ettim buraları evet. Blog işini düzene sokmak lazım :)

Biten bir dönem ve ‘ötesi’ üzerine

17 Ocak 2009 Cuma günü saat 17:00 itibariyle finallerimi (ve dolayısıyla dördüncü sınıfın ilk dönemini) bitirdim. Eskişehirde evimdeyim şu an ve geçen dönemi düşünürken ‘neler oldu bitti’ yi buraya da kabaca yazmam ileride kayıtlar için iyi olacaktır diye düşündüm. =)

Hadi deneyelim bakalım…

Bu dönem ders yükü olarak daha öncesi bir mesajımda da bahsettiğim üzere fazla yoğun değildim. Bu yoğun olmamanın üzerine bir de Pattern recognition (Düzen/örüntü tanıma) ve Compilers (Derleyiciler) derslerimize giren hocamızın dördüncü haftadan sonra hastalığı sebebiyle derslere hiç gel(e)memesi ve bölüm yönetiminin de hocamızın yerini ‘dolduracak’ başka bir hoca bulamamasından ötürü bu haftadan sonra hiç ders yapmamamış olmamız eklenince iki ders (ve birazdan hakkında konuşacağım bitirme ile) ortada kalakalmış bir rahat öğrenci topluluğu beliriverdi geleceğin bir kısım Türk bilgisayar mühendislerinin yerinde. Kimisi bu rahatlığa kendini hakikaten kaptırırken kimisi de bitirmeleri ve dışarıda çalıştığı işler ile dersler açısından olan bu rahatlığı bir avantaja dönüştürmedi değil.

Neyse bitirme diyorduk. 

Bitirme projesi konusunda tam olarak istediğim yere gelememiş olsam da oldukça yol aldığımı düşünüyorum bu dönem. Gerekli rezarvasyon sistemini eski dostlar php+mysql ile kodladım ve daha sonra başta vpn olmak üzere internet trafiğinin güvenliğini denetleyecek olan güvenlik-duvarı (firewall) kurulumunu Endian isimli şahane GNU/Linux dağıtımıyla gerçekledim. Henüz trafik denetleme ayarlarının son halini verememiş olsam da OpenVPN ile senaryo doğrultusunda/gereği oluşturduğum sistemde kurduğum vpn bağlantısını düzgün yönetecek/güvenliğini sağlatacak kararlılığa geldiğini düşünüyorum firewall’un. Yaptığım testler bu noktada başarılı geçti. Şimdi yapılacaklar listesinde rezarvasyon sistemi ile vpn’in zaman bazlı entagrasyonu (bu konuda biraz takıntı seviyesinde mükemmeliyetçilik gösterdiğimden -nedenini tam bilmediğimden kendimin de şaşırdığı bir şekilde– henüz ciddi olarak bir araç/yöntemde karar kılamadım fakat üzerinde çalıştığım birkaç yöntem var).

Xkcd_interesting_life

Bu yaklaşımlardan ilki rezarvasyonların tutulduğu veritabanı tablosuna belirli aralıklarda sorgu göndererek (30 dakika ve katları ile rezarvasyon yapıldığından 14 dakika olarak belirledim bu aralığı -neden demeyin ben de hatırlamıyorum ama güzel bir sebebi vardı bunun– ) ‘sırası gelen’ kullanıcıya ait oturum bilgilerini OpenVPN sunucu tarafına kullanıcının sırası gelmeden ‘hemen önce’ aktarmak. Burada ‘hemen önce’ ‘den kasıt 1 dakika olarak belirlendi yine keyfim tarafımdan. Ama bunu efektik anlamda ne kadar düşürebilirsem o kadar iyi olacak tabii ki. Bu tarz bir takip ve ‘hemen önce yazma’ işlemini arkada yönetek olan bir yazılımı ise Python ile kodlamayı düşünüyorum. Uzaktan bağlanılacak makine(ler) ne yazık ki, deney cihazlarına ait SIEMENS yazılımlarının düzgün çalışabilmesi birinci önceliğimiz olduğundan, Windows XP işletim sistemini kullanıyor olacaklar ve sanırsam bir Python scriptini servis olarak çalıştırabilmek için yine kimi arayışlara gireceğim. (Yada yine kendimi C#’in kollarına bırakacağım son çare olarak)

Bu yaklaşımın şimdilik tek dezavantajı ileride ‘bağlanılabilecek bilgisayar sayısı’ nın da birden fazla olabileceği senaryoda zorluk çıkaracak gibi olması. Bunun için sanırsam bu Python scriptleri arasında da düzgün bir senkronizasyon sağlamam gerekecek. Birden fazla deney kısmını proje biraz daha yol aldığında açıklamam şimdilik daha iyi olacak gibi. Hocamla gizlilik konusunda bozuşmak istemem. =)

Genel olarak -gizlilik konusu göz önüne alındığında– gidişat böyle bitirme konusunda.

Şimdi sırada ikinci ve umarım ‘son’ dönem var. Sonrası? Sonrası hala muğlak… =)

Çıkarlarını Düşünmeyenler - Oğuz Atay

Bundan 31 yıl önce bugün (13 Aralık 1977) kaybettiğimiz Oğuz Atay’ı saygıyla ve rahmetle anıyoruz. İyi ki yazdın Oğuzcuğum Atay!

…çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaktır. her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. Gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını otlar bürüyecektir. mezarları bir kenarda kalmasa bile, büyük ve muhteşem anıtların arasına sıkışıp kaybolacaktır. cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir. ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan kalkacaklardır. hayattan çıkarı olmayanların hayatı , çıkmaza sürüklenecektir. kendini beğenmişliğin cezasını daha bu dünyadan çekmeye başlayacaklardır. sıkıntılarını kimseyle paylaşmasını bilmedikleri için, yalnız başlarına ıstırap çekeceklerdir. duygu alıverişinden nasipleri olmayacaktır. duygusuz, hareketsiz, tatsız bir hayat yaşadıkları sanılacaktır. çektikleri acılarla, yüzlerinin buruşmasına, saçlarının beyazlaşmasına izin verilmeyecektir. güldükleri zaman sevinçli, ağladıkları zaman kederli oldukları sanılacaktır. hayattan çıkarları olmadığı da asla kabul edilmeyecektir. böyle bir yanlışlığa düşülmeyecektir. aslında, hayattan çıkarları olduğu ispat edilecektir, çıkarlarını korumak için canları çıktığı halde, bunu beceremedikleri için, çıkarlarıyokmuşdabirşeybeklemiyormuşçasınagillerden göründükleri yüzlerine vurulacaktır. Onlar da bu saldırılara bir karşılık bulamayacaklardır. kendilerini yokladıkları zaman, bütün ileri sürülenlerin gerçek olduğunu, hayatlarını boş yere harcadıklarını, ne yazık ki artık çok geç kaldıklarını onlar da açık ve seçik olarak göreceklerdir. işte o anda dahi, delice bir harekette bulunmalarına, anlamsız bir hayatı anlamlı bir şekilde bitirmelerine göz yumulmayacaktır. kendilerini öldüremeyeceklerdir. onlara anlatılacaktır ki, böyle bir davranış bütün yaşamlarıyla çelişki içindedir, gerçekle ilgisi yoktur: kendilerini öldürürlerse, onlar hakkında varılan isabetli yargıları çürütmek için gene boş bir çaba göstermiş olurlar. bu hiçbir şeyi değiştirmez. onlar, bu rezilliğe de katlanarak sürünmeye devam edeceklerdir. hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkan var mıdır? hayattan çıkarı olmamak, hem tanrının hem de insanların gözlerinde affedilmez bir suçtur; gelişip yayılmaması için gerekli her türlü tedbir alınacaktır. bütün tarih, bütün iktisat, bütün sosyoloji, bütün psikoloji, kısaca bütün lojiler, hayatın çıkarcılığa dayandığını göstermek için yırtınacaklardır, yırtınmalıdırlar. “Ben çıkarıma bakarım” diyeceksiniz, bunun için “babamı bile tanımam” diyeceksiniz. kimseyi tanımayacaksınız; hele hayattan çıkarı olmayanları hiç!

(*) Tutunamayanlar romanından alıntıdır

Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez! - Randy Pausch “The Last Lecture”

Fikir atolyesinde gördüğüm şu yazı ve ilgili video bakılmaya değer.

Linkteki çalışma Carnegie Mellon Üniversitesi profesörlerinden Randy Pausch’un kanserden ölmeden hemen önce verdiği -ve çocuklarına ithaf ettiği- “The Last Lecture” videosunun çerçevesinde yazılmış ve Randy Pausch’u anlatan bir yazı. Daha sonra kitabı da çıkan bu “dersin” gerek anlattıkları gerek anlatış şekli sizi gerçekten derinden etkileyecektir. Ayrıca yine bu kitabın Türkçe çevirisi de mevcut.

←Prev