ozirus’

diary of a computer alchemist
  • rss
  • Ana sayfa
  • Hakkımda
  • Linux
  • Kısa Filmler

Assassin’s Creed

07 June 2008

Aranızda -hala- bilgisayar oyunlarını birer sanat eseri olarak görmeyen yoktur değil mi? Çevrenizde bu tip birisi varsa (yada olur ya siz de bir hata yaparak böyle düşünüyorsanız) mutlaka Assassin’s Creed’e bakın. Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar şahane bir oyun. Müzikleri, atmosferi, konusu… Tek kelime ile şahane. Tam bir ’sanat eseri’.

"Yeni oyunlarda eğlence, zevk yok… Nerde o eski oyunlar" diyenlerdenseniz bu oyunu alın, oynayın. Hak vereceksiniz.

Comments
No Comments »
Categories
Kişisel düşünceler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

“The Hobbit” geliyor, hem de Guillermo del Toro farkı ile…

25 April 2008

[1]’de belirtildiği üzere efsanevi Tolkien eseri ‘The Hobbit‘ in film uyarlamasının Guillermo de Toro tarafından yönetileceği kesinleşmiş. Ayrıca şirket Lord of the Rings’i yapan ekiple çalışacakmış. Peter Jackson ise yine olayın başındaki kişi. Daha ne isteyebiliriz ki?

Şimdi dört gözle serinin ilk filmini izlemek için 2010′u bekliyoruz. (Evet uyarlama 2 parça halinde çekilecek ve bence bu ‘hızlandırılmış’ bir tek filmden daha iyi)

Burdan Guillermo del Toro beye sesleniyorum. Zat-ı alinizden fazla bi’şey beklemiyoruz. El Laberinto del fauno kalitesinde bir şey biz Tolkien hayranlarını ihya etmeye yetecektir…

[1]: http://www.latimes.com/entertainment/news/la-et-hobbitt25apr25,1,6111273.story

Comments
No Comments »
Categories
Kişisel düşünceler, Sinema
Tags
El aberinto del fauno, Guillermo de Toro, imdb, lord of the rings, the hobbit
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Tatil, bitirme ve yeni yıl

02 January 2008

Kaldı bir final…

Cuma günkü Veritabanı Yönetim Sistemleri finalini de atlatınca bu döneme noktayı koyuyorum.

Tatil için okumayı planladığım kitapların siparişini verip ufaktan planlarımı hazırlamaya başladım. Dört haftalık tatil boyunca nesneye dayalı modelleme ve tasarım kalıpları olayında bildiklerimin üzerine elimde geldiğince birşeyler koymayı planlıyorum. Bunun için Head First Design Patterns kitabına ufaktan bir giriş dahi yaptım. (Kitabın gerçekten şahane bir anlatımı var. İnsan ister istemez keşke daha önce haberdan olsaymışım bu kitaptan diyor, tavsiyemdir.)

Tasarım kalıpları ve nesneye dayalı modellemeye başlamışken arada Django‘yu da biraz daha kurcalamayı planlıyorum. Ne de olsa (her ne kadar yazarları inatla MVT dese de) MVC tasarım kalıbını sonuna kadar kullanan bir mimarisi ve şahane bir dökümantasyonu var.

Eğer planlarımda bir terslik çıkmazsa ve yine fikrim değişmezse bitirmem için böyle bir framework (bu kadar gelişmiş değil tabii ki) yazmayı dahi planlıyorum. Bakalım, ileriki günler ne getirecek.

Bunlar da yeni yıl hediyesi olsun siz sevgili okuyuculara;


Ezginin Günlüğü - Mutlu olmak varken


Gary Jules - Mad World

İyi yıllar!

Comments
No Comments »
Categories
Django, Kişisel düşünceler, Müzik, Okul falan, Öğrenelim
Tags
öğrenelim, üniversite, bitirme, Django, Müzik, okul, Siyaset
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Laiklik bazen ‘dinsizlik’ de olabilir

31 December 2007

Mustafa Akyol’a ait laiklik ve modernite üzerine güzel bir yazı. Konu olarak günümüz Türkiye’sindeki laiklikliğin nasıl ‘yanlış’ anlamlandırılmaya çalışıldığını ve bunun tehlikelerini basit bir dille anlatıyor.

Türkiye’de yürüttüğümüz bazı kısır tartışmaların altında, ortak kavramlara farklı anlamlar yüklememiz yatıyor. Laiklik bunların belki de en önemlisi. Bu ilke için çok zaman ‘ din ve devletin birbirinden ayrılması’ diye bir tanım yapılır ve bence bu doğrudur. Dahası bu anlamdaki laiklik, hem din, hem devlet, hem de toplum için iyidir. (Neden öyle olduğu, bir başka yazının konusu olsun.)

Ama bazıları ‘ laiklik’ten ve onu ‘ korumaktan’ söz ederken başka bir şeyi kast ediyorlar. Onların aklındaki, sadece devleti değil, aynı zamanda toplumu ve bireyleri de dinden ayırmak.

19 Aralık tarihle Radikal’de yayınlanan Prof. Dr. Yasin Ceylan imzalı ve ‘ AKP, İslam ve modernleşme’ başlıklı yazı, bu konuda okuduğum en açık sözlü metinlerden biriydi. ODTÜ felsefe bölümü öğretim üyesi olan Prof. Ceylan, laikliğin aslında ‘ dine alternatif bir dünya görüşü’ olmasına rağmen, bu ‘ çarpışma’nın Türkiye’de açıkça yapılmadığından yakınıyordu. Ona göre laikliğin doğru anlamı ‘ sadece din ve devlet yönetiminin birbirinden ayrılması’ değil, ‘ Tanrı merkezli bir yaşam tarzından insan merkezli bir yaşam biçimine geçiş’ti. Ve bu yaşam biçiminin tüm topluma yerleşmesi gerekiyordu.

Bu tanımıyla laiklik, toplumun ‘ sekülerize edilmesi’, daha Türkçe söylersek ‘ dinsizleştirilmesi’ projesidir. Bunu dobraca ifade ettiği için Sayın Ceylan’ı kutlamak gerek.

Peki ama niçin gerekmektedir böyle bir proje? Verilen cevap, ‘ moderniteye geçiş’tir. Çünkü Ceylan ifadesiyle, modernlik, ‘ transandantal kaynaklara bağlı değişmez dogmalardan kurtulup, kaynağı dünyanın ötesine geçmeyen değişebilen prensiplere geçmektir.’

Aynı yorumu bazı İslamcı yazarlar da yapar. Onlar, elbette, moderniteye karşı çıkarlar. Oysa hem anti-modernist İslamcılar hem de modernist din karşıtları çok önemli bir noktayı atlamaktadır: Tek bir modernite yoktur. Kafalarındaki model, kıta Avrupası ve özellikle de Fransız tipi modernleşmedir. Bunun dinle çatışarak geliştiği de doğrudur. Ancak Anglo-Saksonların hikayesi tamamen farklıdır. Amerikalı tarihçi Gertrude Himmelfarb’ın ifadesiyle, İngiliz ve Amerikan modernleşmesinde din bir ‘ düşman’ değil ‘ müttefik’ olarak görülmüştür.

Bu konuda geniş bir literatür vardır. Max Weber’i okursanız dindarlığın iktisadi gelişmeyi nasıl ateşlediğini, Alexis de Tocqueville’i okursanız, Amerikan demokrasisinin din sayesinde nasıl güçlendiğini öğrenirsiniz. Britanya tarihini incelerseniz, bilimsel gelişmelerin ve sosyal reformların ardındaki dini motivasyonları keşfedersiniz. Ama Türkiye’nin sekülerist aydınları, Fransız Aydınlanması’yla tanımlanmış (ve bolca da Marksizm’e bulanmış) dar bir modernlik anlayışına sahip oldukları için, modernleşmek için ‘dinsizleşmek’ gerektiğinde ısrar ederler.

Oysa ne modernleşmek için dinden kopmak gerekir, ne de dinden kopmak modernliği garantiler. ‘ Transandantal kaynaklara bağlı’ bir inanç, eğer kendi içinde bir yenilenme (‘tecdid’) dinamizmi taşıyorsa, neden ‘dogmatik’ kalacaktır ki? Dahası, ‘ kaynağı dünyanın ötesine geçmeyen prensiplerin’ değişime açık olacağı nereden bellidir? Komünizmin kaynakları ‘bu dünyada’ değil miydi? Ve komünizmden daha katı bir dogmatizm gördünüz mü?

O kadar uzağa gitmeye de gerek yok. Bugün Türkiye’de dış politika, ekonomi veya Kürt sorunu açısından kimlerin en dogmatik tavrı gösterdiğine bir bakın. İlhamlarını ‘ gökten ve gaipten’ değil, ‘ bu dünyadan’, hem de sadece 70-80 yıl öncesinen alan çevreleri görürsünüz. Beyinleri ‘ seküler’, ama alabildiğine ‘ değişime kapalı’dır.

Çarşamba devam edeceğim, ‘ dinsizleştirme’ anlamındaki laikliğin ardındaki yanılgılara. Şimdilik, mutlu yıllar.

Comments
No Comments »
Categories
Kişisel düşünceler, Makaleler, Öğrenelim
Tags
öğrenelim, din, laiklik, makaleler, modernleşme, Siyaset
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

4 Aralık 2007 Pinhani Sakarya Üniversitesi Konseri

05 December 2007

Pinhani’ye olan hayranlığımı bir kat daha arttıran, tek kelimeyle ‘şahane’ bir konserdi. Sadelikleri, mütevazilikleri ve şahane performanslarıyla epeydir uzak kaldığım ‘konserde bir yandan konseri kaydeden bir yandan da şarkı söyleyen mutlu genç’ moduna beni tekrar soktu bu konser.

İyi ki varsın Pinhani.

Comments
3 Comments »
Categories
Eğlencelik, Kendime not, Kişisel düşünceler, Müzik
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Yorumsuz

29 November 2007

Powered by ScribeFire.

Comments
No Comments »
Categories
Kişisel düşünceler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

İstanbul macerası, Cebit 2007 ve öteki şeyler

07 October 2007

Dün sabah 9′da başlayan İstanbul maceram bu gece 03:30 itibariyle sonlandı. Başta Cebit ve Sultanahmet kitap fuarı olmak üzere epey bir yeri gezdim yirmi dört saat içinde.

Cebit 2007 öyle abartıldığı kadar yoktu. O kadar aranmama rağmen Sun, IBM, Google, Microsoft, Apple gibi büyük firmaların standlarını göremedim. Var olanlar arasında ise fuarda gösterilecek kadar “güzel” şeylere sahip olan firmaların sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadardı. Daha çok son kullanıcıya hitap ediyordu kısacası fuar.

Telekom, Turkcell ve Avea üçlüsü fuar alanının büyük bir kısmını işgal etmiş haldeydi. Bu olay başta özenilmiş standlara sahip telekom adına güzel izlenimler verse de VDSL ile yaptığım yurtdışı hız testleri sonuçlarından sonra (test sonuçları karşısında şaşıran herkes gibi ttnet’in kendi sitesinden yapmadım testi) bu olaydaki fikrim biraz daha olumsuz yönde şekillendi. Can sıkıntısı da işin içine girince testin sonuçlarını güzelce wallpaper yaptım. :)

“Sultanahmet’de ramazan” konusuna ise olayın güzelliğini anlatacak cümle bulamama konusunda sıkıntı yaşayacağımı düşündüğüm için hiç girmek istemiyorum. Daha sonra fotoğraflar eşliğinde belki bir yazı yazarım konu ile ilgili.

Powered by ScribeFire.

Comments
No Comments »
Categories
Eğlencelik, Kişisel düşünceler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Kabuslar…

30 September 2007

Sahurda yemeği fazla kaçırmamak lazımmış onu öğrendim bu gece de. Çok tuhaf rüyalar görüyor insan ve akabinde merkezisi olsun, olmasın tüm sinir sistemine ‘kötü söz’ler sarfediyor. :)

Powered by ScribeFire.

Comments
No Comments »
Categories
Kendime not, Kişisel düşünceler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Piiz

16 September 2007

Eskişehirli şahane bir grupmuş efendim Piiz. 222 ve Ares’te zaman zaman afişlerini görürdüm fakat hiç dinleme fırsatı bulamamıştım. Son üç gündür dinliyorum, gayet şahane yapıyorlar bu işi.

Serde, Hadi Denizim ve Gitme şarkıları playlistimden son üç gündür çıkartmadığım çalışmaları.

Dinleyin, dinletin…

PS: Hemşehrileri olduğum için gurur duyuyorum.

Powered by ScribeFire.

Comments
No Comments »
Categories
Kişisel düşünceler, Müzik
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Ders seçme eziyeti

10 September 2007

Hala öğrenemedi üniversitemiz obis‘i doğru düzgün idare etmeyi.

2 senedir bütün fakültelerin -ortak dersi olanlar haricinde- online ders seçme işini niye aynı güne koyduklarını anlayamadım.

Birer gün arayla seçtirmek çok mu zor?

(3 saatlik ders seçme çilesinin ardından…)

PS: Bir de utanmadan ip banlıyorlar fazla yenileme yaparsanız…

Comments
No Comments »
Categories
Kişisel düşünceler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

« Previous Entries

Categories

  • .Net
  • Asabiyet
  • Aşk
  • Çok dertliyim be blog
  • Özgür yazılım
  • Öğrenelim
  • CentOS
  • Debian / Ubuntu
  • Dizi
  • Django
  • Efkar
  • Eğlencelik
  • Fotoğraf
  • Gezegen
  • Gnu/Linux
  • Kategorilenmemiş
  • Kendime not
  • Kitap İnceleme
  • Kişisel düşünceler
  • Komiklik içerebilir
  • Makaleler
  • Müzik
  • Okul falan
  • Pardus
  • Php
  • Python
  • Seratonin
  • Sinema
  • Siyaset
  • Staj
  • Tutunamayanlar
  • Windows
  • Yazılım mühendisliği
  • Şiir

Twitter


follow ozirus at http://twitter.com

Son okuduklarım


Reklamlar


Ohloh

Ohloh profile for Furkan ÇALIŞKAN
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox