Neden "Avrupa" Olamadık

Büyük çoğunluğumuz sevdiği işi yapmıyor. Mesaiyi keyif de alınabilecek bir şey olarak göremiyoruz. Çalışmak özgürleştirmese de eğlendirebilir oysa ki.

İnsanlara ilgimiz sadece çıkarlarımız odaklı. Birbirimize karşı dürüst ve samimi değiliz. Kıskancız. Kindarız. Başkalarının başarılarını çekemiyoruz çünkü bize başarılı olarak gösterilen örneklerin çoğu oralara hak ettikleri için gelmediler.

Bireyselliği, bireyciliği küçümsüyoruz. Bir birliğe/odaya/cemaat'e üye olmak bize başarı için önşart olarak gösterildi. Kendini geliştirmiş insan olmanın başarılı olabilmek için yetmesi gerekiyordu oysa ki. Bu "bizim adam"cılık hastalığı sonumuzu getirecek.

Sevmeyi bilmiyoruz. Ataerkil bir toplumuz. Bırakın fikir alış-verişini, karşı cinsle malum amaçlar hariç arkadaş dahi olamıyoruz.

Sanatı, edebiyatı vakit kaybı olarak görüyoruz. Bir kitaptan cidden işe yarar bir şeyler de öğrenilebileceğini, hayatımızın kalitesini sadece okuyarak bile artırabileceğimizi hayal dahi edemiyoruz.

Eğitim ve öğretimi sadece kitaplarda ayırıyoruz. Öğrenmenin felsefesini, amacını anlatamıyoruz. İngilizce işini fazla küçümsüyoruz.

Din ve ahlakı aynı şey sanıyoruz. Ahlaksız dindarlara ve ahlaksız dinsizlere laf anlatamıyoruz. İdeolojik etiketleme hastalığımız tartışma kültürümüzü yok etmiş durumda.

Günün sonunda en fazla paketi parlak ama görgüsüz bir Amerika oluruz böyle devam edersek.

Not: İş bu yazı London Eye karşısındaki bir bankta boş boş otururken kafamda şekillenmişse de anca İstanbul'da yazıya dökülebildi. Yarın öbürgün kaybolabilir.

Furkan ÇALIŞKAN

Read more posts by this author.